KALE ANAHTARINI SAHİBİNE VER
Meczub
İbrahim...
Şeyh.... Lakabı: Ebulihaf
İlk zamanlarda, Cebel kalesi burcunda kalırdı. Yirmi yıl kadar orada yaşadı.
Çerkez devletinin (Memluklerin) zevali yaklaşınca, Sultan Gavri'ye şöyle bir
haber yolladı:
- Artık değiş, kale anahtarlarını da sahibine ver.
Ne varki . Gavri, onun bu sözüne aldırmadı ve:
- Bu meczubun biridir, dedi.
Bundan sonra Meczub İbrahim, Kale'den Mısır'a indi. Çerkez devleti de düştü.
Ve kendisi de ölünceye kadar Mısır'da kaldı.
KANLI ELBİSELER!
Seyyid Abdurrahmân, ihsân sâhibiydi. Mal ve canını Allahü teâlânın dînini
yaymak için sarf etti. Zamânının kutbu olduğu için uzak yerlerde Allah yolunda,
O'nun dînini yaymak için savaşanların yardımına koşardı. Hanımı şöyle anlattı:
Efendim, arada-sırada silâhlarını kuşanır, evden çıkar, sabahtan önce yine eve
gelirdi. Geldiğinde üstünde-başında kan lekeleri olurdu. Elbiselerini yıkar
sesimi çıkarmazdım. Yine elbiseleri kan içinde kaldığı bir gün kendisine;
-Efendi! Sık sık gidip, sabaha bu vaziyette geliyorsun. Nereye gidiyorsun ve
elbisen niçin kan içinde dönüyorsun?" diye sordum.
O da;
-Hanım, sağlığımda iken kimseye söylemezsen, bu sırrı sana söylerim."
dedi.
Ben de;
-Söylemem,dedim.
Bunun üzerine;
-Biz vazîfemiz îcâbı zaman zaman dünyânın neresinde müslümanlarla kâfirlerin
harbi varsa oraya gideriz. Müslümanlara yardım eder, küffâr ile harbederiz.
Ayrıca darda kalmış müslümanların da yardımına yetişiriz." buyurdu.
Ben bu sırrı o vefât edinceye kadar kimseye söylemedim, sakladım.
KARANIN BİTTİĞİ YER
Hz. Muaviye r.a. zamanında İfrîkıyye (Kuzey Afrika) valiliği
yapmış olan ve Tunus'ta Kayrevan şehrini inşa eden meşhur mücahid Ukbe b. Nafi,
Yezid'in halifeliğinin ilk yıllarında ikinci defa Kuzey Afrika valiliğine tayin
edilmişti (62/682). Ukbe, Kayrevan'a varır varmaz ordusunu toparlayıp
müslümanlarla sürekli savaş halinde olan Bizanslılarla şiddetli çarpışmalara
girişti. Cihad harekâtını kesintisiz sürdüren Ukbe b. Nafi', batıya doğru
ilerleyerek Tanca civarında Atlas Okyanusu'na dayandı. İşte o zaman şu tarihi
sözünü söyledi:
- Ya Rabbi! Eğer önüme çıkan şu deniz olmasaydı, senin yolunda
cihad ederek daha ileri giderdim!
Ukbe b. Nafi, karanın bittiği yerden geri döndü. Bizanslılar ve
yardımcıları olan Berberîler, ondan korkarak yolundan kaçtılar. Dönüş sırasında
'Maü'l-Feres' diye anılan yerde konaklama yapıldı. Meğer bu bölge susuz bir
yermiş. Herkes susuzluktan neredeyse ölecek duruma gelmiş. Ukbe b. Nafi iki
rekat namaz kıldı, suya kavuşmak için Allah'a dua etti.
O sırada Ukbe'nin atı ön ayaklarıyla yeri eşelemeye başladı.
Ortaya çıkan bir kaya parçasının yanında sular fışkırıverdi. Ukbe herkesi suya
çağırdı. Durumu görenler çevredeki kumluklarda eşmeler kazıp birçok su kaynağı
buldu. Kana kana su içtiler. Buraya 'atın suyu' anlamında 'Maü'l-Feres'
denildi.
Ukbe, bu dönüş yolunda Tunus'un merkezi Kayrevan'a yaklaşmış,
sekiz günlük bir mesafe kalmıştı. Ortada kendisine karşı koyacak bir düşman
gücü kalmadığını zannederek, ordusunun büyük kısmını serbest bırakıp ileri
taraflara gönderdi. Kendisi de az bir askerle Tehuze şehrine gitti. Bizanslılar
da yanındaki askerlerin azlığını görünce, ona karşı savaşa başladılar.
Berberîler içinde müslüman olmuş, çevresinde sözü dinlenen ve çok
saygı gösterilen Küseyle isminde bir adam vardı. Ukbe Vali olarak gelince o
adamın muhtemelen aşırı hırslı olduğunu düşünerek, yapılan uyarıları dinlemeden
onu koyun kesip yüzmeye mecbur bırakmıştı. Maksadı, adamın halk nazarındaki
itibarını düşürmekti. O zaman eline bulaşan kanı sakalına süren Küseyle, ilk
fırsatta isyan etmeye karar vermişti. Bu adam nihayet sayıca hayli çok olan
adamlarını toparlayıp Bizanslıların da desteğiyle ayaklandı. Kahraman Ukbe ve
arkadaşları şehit edildi. Ukbe'nin son arzusu da şehit olmaktı.