
ŞEYTANIN HİLELERİ

Programlayan: Ahmetberk
2002 Kasım
SECERET ' ÜL KEVN
Muhyiddin-i Arabi
İbn-i Abbas
(r.a) Hz.' inden naklen Muaz b, Cebel rivayet ediyor :
—Bir gün Resullullah
(s.a) ile beraberdik. Ansardan birinin evinde toplanmıştık.. Tam bir cemaat
olmuştuk. Sohbete dalmıştık.
Bu arada, dışarıdan
bir ses geldi :
—Ev sahibi.....
içerdekiler... Eve girmem için bana izin verir misiniz? Benim sizden bir
dileğim var.
Bunun üzerine ,
herkes Resullullah (s.a)efendimizin yüzüne bakmaya başladı. Orda ve her zaman
büyük oydu... İzin ondan
çıkacaktı.
Resullullah (s.a) Efendimiz, duruma vakıf oldu ve :
— << Bu seslenen
kimdir bilir misiniz?>>
Buyurdu.... Biz hep
birden şöyle dedik :
— En iyi bilen ALLAH
ve Resuludur.
Bunun üzerine
Resullullah (s.a) Efendimiz :
— << O,
lain iblistir. –Şeytandır– Allah'ın laneti onun üzerine olsun....>>
Buyurunca; hemen Hz.
Ömer :
— Ya Resullullah ,
bana izin veriniz onu öldüreyim.
Dedi.... Resullullah
(s.a) Efendimiz bu izni vermedi; şöyle buyurdu:
— << Dur ya
Ömer , biliyomusun ki; ona belli bir vakte kadar mühlet verilmiştir...
Öldürmeyi bırak.>>
Sonra şöyle
buyurdu:
—<<Kapıyı ona
açın gelsin... O buraya gelmek için emir almıştır. Diyeceklerini anlamaya
çalışınız. Size anlatacaklarını iyi
dinleyiniz.>>
* * *
Bundan
sonrasını yani Ravi' den dinleyelim ;
Kapıyı ona açtılar.
İçeri girdi ve bize göründü. Birde baktık ki, şekli şu :
Bir ihtiyar. Şaşı.
Aynı zamanda köse. Çenesinde altı veya yedi kadar kıl sallanıyor. At kılı gibi.
Gözleri yukarı doğru açılmış.
Kafası, büyük bir
fil kafası gibi. Dudakları da, bir manda dudağına benziyordu.
Sonra, şöyle bir
selam verdi ;
Selam ya Muhammed ;
selam size ey cemaat-i müslimin.
Onun bu
selamına Resullullah (s.a) Efendimiz şu mukabelede bulundu ;
<< Selam
Allah'ındır ya lain >>
Sonra şöyle
buyurdu :
<< Bir iş
için geldiğini duydum; nedir o iş? >>
Şeytan şöyle
anlattı ;
Benim buraya
gelişim kendi arzumla olmadı. Mecburen geldim.
Resullullah
(s.a) Efendimiz sordu ;
<< Nedir
o mecburiyetin ? >>
Şeytan anlattı ;
İzzet sahibi
Rabbın katından bana bir melek geldi. Ve dedi ki ;
Allah-ü Taâlâ sana
emir veriyor : Muhammed 'e gideceksin. Ama düşük ve zelil bir halde. Tevazu
ile. Ona gideceksin ve ademoğullarını nasıl kandırdığını anlatacaksın. Onları
nasıl aldattığını söyleyeceksin bir bir ona. Sonra o sana ne sorarsa doğrusunu
diyeceksin. Sonra ... Allah-ü Taâlâ buyurdu ki :
"Söylediklerine
bir yalan katarsan , doğruyu sölemezsen .... seni kül ederim ; rüzgara savurur
... Düşmanlarının önünde , seni rüsvay ederim." İşte ... böyle ; ya
Muhammed , o emir üzerine sana geldim. Arzu ettiğini bana sor . Şayet
bana sorduklarına doğru cevap vermezsem ;düşmanlarım benimle eğlenecek. Şu
muhakkak ki , düşmanlarımın eğlencesi olmaktan daha zor bir şey yoktur.
Bundan sona
Resullullah (s.a.) Efendimiz şöyle sordu :
— << Madem ki
, sözlerinde doğru olacaksın. O halde bana anlat : Halk arasında en çok
sevmediğin kimdir ? >>
Şeytan şu cevabı
verdi :
Sensin ya Muhammed.
Allah' ın yarattıkları arasında senden daha çok sevmediğim kimse yoktur. Sonra
senin gibi kim olabilirki?
Resullullah (s.a.)
Efendimiz sordu :
<< Benden
sonra , en çok kimlere buğuzlusun ve sevmezsin?...>>
Şeytan anlattı :
Müttaki bir gence ki
... varlığını Allah yoluna vermiştir.
Bundan sonra , sual
cevap aşğıdaki şekilde devam etti. Resullullah (s.a.) Efendimiz sordu ; şeytan
anlattı :
<< Sonra kimi
sevmezsin ? >>
Kendisini sabırlı
bildiğim , şüpheli işlerden sakınan alimi ...
<< Sonra
? >>
Temizlik işinde ...
yıkadığı yerleri üç defa yıkamayı adet eden kimseyi.
<< Sonra ?
>>
Sabırlı olan
bir fakiri ki ; ihtiyacını kimseye anlatmaz... Halinden şikayet etmez.
<< Peki,
bu fakirin sabırlı olduğunu nerden bilirsin ? >>
— Ya Muhammed ,
ihtiyacını kendi gibi birine açmaz. Her kim ihtiyacını kendi gibi birine üç gün
üst üste anlatırsa, Allah onu
sabredenlerden
yazmaz. Sabırlı kimselerin işi buna benzemez. Hasılı , onun sabrını ; halinden
, tavrından ve şikayet etmeyişinden anlarım.
<< Sonra kim ?
>>
Şükreden
zengin.
<< Peki,
ama zenginin şükreden olduğunu nasıl anlarsın ? ...>>
— Onu görürsem ki ,
aldığını helal yoldan alıyor ve mahalline harcıyor. Bilirim ki : şükreden bir
zengindir.
Resullullah
(s.a.) Efendimiz bu defa mevzuu değiştirdi ve ona başka bir sual sordu :
<< Peki,
ümmetim namaza kalkınca , senin halin nice olur? ..>>
Ya Muhammed, beni
bir sıtma tutar . Titrerim.
<< Neden
böyle olursun ; ya lain ? .. >>
Çünkü bir kul
, Allah için secde edince bir derece yükselir.
<< Peki
ya oruç tuttukları zaman nasıl olursun ?...>>
O zaman da
bağlanırım. Taa, onlar iftar edinceye kadar.
<< Peki
ya hac yaptıkları zaman nasıl olursun ? >>
O zaman da
çıldırırım.
<< Peki,
ya Kur'an okudukları zaman nasıl olursun ? ..>>
O zaman da,
eririm. Tıpkı ateşte eriyen bir kurşun gibi eririm.
<< Peki
ya sadaka verdikleri zaman halin nasıldır ? .. >>
— Ha, işte.. o zaman
halim pek yaman olur. Sanki sadaka veren , bir testere alır eline , ve beni
ikiye böler.
Resullullah (s.a.)
Efendimiz sebebini sordu :
<< Neden
öyle testere ile ikiye biçilirsin, ya Ebamürre ? >>
Bunun üzerine iblis
: Onu da anlatayım .. Dedikten sonra anlatmaya başladı :
Çünkü sadakada dört güzellik vardır. Şöyle ki ;
1 - Allah-ü Teala,
sadaka verenin malına bereket ihsan eyler.
2 - O , sadaka veren
kimseyi halkına sevdirir.
3 - Allah-ü Teala, onun
verdiği sadakayı , cehennemle arasında bir perde yapar.
4 - Allah-ü Teala,
belayı sıkıntıyı ve ahları ondan defeder.
Bundan sonra
Resullullah (s.a.) Efendimiz ashabı hakkında bazı sorular sordu :
<< Ebubekir
için ne dersin ?>>
İblis ise şu cevabı verdi
:
O bana cahiliyet
devrinde bile itaat etmedi... İslam'a girdikten sonra nasıl bana itaat eder ?
<< Peki, Ömer
b. Hattab için ne dersin ? .. >>
İblis ona da şu
cevabı verdi :
Allah'a yemin ederim
ki ; her gördüğüm yerde ondan kaçarım.
<< Peki , Osman
b. Affan için ne dersin ? >>
Ondan utanırım
... hem de çok ... Nasıl ki , Rahman' ın melekleri de ondan utanırlar...,
<< Peki,
Ali b. Ebutalib için ne dersin ? >>
İblis onun için de
şöyle dedi :
— Ah onun elinden
bir kurtulsam... O, kendi başına kalsa ; ben kendi başıma kalsam... O beni
bıraksa.... ben de onu bıraksam .. Ben onu bırakırım ; ama o beni bırakmaz.
Resullullah (s.a.)
Efendimiz , yukarıdaki soruları sorduktan ve şeytanın verdiği cevaplar kısmen
bittikten sonra ,
şöyle buyurdu :
<< Ümmetime
saadet ihsan eden ; seni taa, belli bir vakte kadar şeki kılan Allah'a hamd
olsun. >>
Resullullah (s.a.)
Efendimiz ' in o cümlesini duyan lain iblis şöyle dedi :
— Heyhat, heyhat...
Ümmetin saadeti nerede ? Ben , o belli vakte kadar diri kaldıkça, sen ümmetin
için nasıl ferah duyarsın ?..
Ben , onların kan
mecralarına girerim. Etlerine karışırım. Ama onlar , benim bu halimi göremez ve
bilemezler. Beni yaradan ve
baas gününe kadar
bana mühlet veren Allah'a yemin ederim ki: Onların tümünü azdırırım.
Cahillerini ve alimlerini ... Ümmilerini
ve okumuşlarını ...
Facirlerini ve abidlerini ... Hasılı, bunların hiçbiri elimden kurtulamaz.
Fakat , Allah'ın halis kullarını ... Evet, bunları azdıramam.
Bunun üzerine
Resullullah (s.a.) Efendimiz sordu :
<< Sana göre
ihlas sahibi olan muhlis kullar kimlerdir ? ... >>
Bu suale İblis şu
cevabı verdi :
—Bilmez misin ? ya
Muhammed , bir kimse ki , dirhemini ve dinarını sever ... O Allah için bir
ihlasa sahip değildir. Bir kimseyi
görürsem ki ;
dirhemini dinarını sevmez ; övülmekten, medhedilmekten hoşlanmaz.. bilirim ki o
: ihlâs sahibidir... Hemen onu
bırakır kaçarım. Bir
kul malı ve övülmeyi sevdiği süre , kalbi de dünya arzularına bağlı kaldığı
müddet , o size vasfını yaptığım kimseler arasında bana en çok itaat edendir.
Bilmez misin ki : mal sevgisi , büyük günahların en büyüğüdür. Bilmez misin ki
ya Muhammed , baş olma sevgisi yine büyük günahların en büyükleri arasındadır.
İblis anlatmaya
devam etti :
—Ya Muhammed ,
bilmez misin ? ... Benim yetmiş bin tane çocuğum var. Bunların her birini bir
başka yere tayin etmişimdir.
Sonra ... o her
çocuğumla birlikte yine yetmiş bin tane şeytan vardır. Onların bir
kısmını ulemaya gönderdim. Bir kısmını gençlere yolladım.Bir kısmını da ,
meşayihe saldım. Bir kısmını da ihtiyar kadınlara musallat ettim. Gençlere
gelince , aramızda hiçbir anlaşmazlık yoktur. Onlarla gayet iyi geçiniriz.
Çocuklara gelince ... onlarla da , bizimkiler istedikleri gibi birlikte
oynarlar. Bizimkilerin bir kısmını da abidlerin başına dert ettim. Bir kısmını
da zahidlerin. Onlar bunların yanına girer.; halden hale sokarlar. Bir tepeden
öbürüne ... hep dolaştırıp dururlar. Öyle bir hal alırlar ki ;başlarlar,
sebeplerden herhangi birine sövmeye... İşte ... böylece , onlardan ihlası
alırım. Onlar bu halleri ile yaptıkları ibadeti, ihlassız yaparlar gayrı .. Ama
, bu hallerin farkında olmazlar.
İblis,
bundan sonra , aldattığı bir rahibin hikayesini anlatmaya geçti. Ve şöyle dedi
:
— Bilmez misin ; ya
Muhammed, Rahip Borsisa : tam yetmiş yıl ihlas ile Allah ' a ibadet etti. Bu
ibadetleri sonucunda ona öyle
bir hal ihsan
edilmişti ki ; Her dua ettiği hasta , duası ve bereketi ile şifayap oluyordu.
Onun peşine takıldım. Zina etti. Katil oldu. Sonunda da küfre girdi. Bu o
kimsedir ki ; Allah-ü Teala aziz kitabında , ona şöyle anlatır :
<< .... Şeytan hali
gibidir ki ; o insana : – Kafir ol .. Dedi. Vaktaki o kafir oldu. :
bu defa ona şöyle dedi : Ben senden uzağım . . Ben alemlerin Rabbi olan
Allah'tan korkarım
.>> (59/16)
İblis bundan sonra bazı kötü huylar üzerinde durdu. Ve onların her birinden nasıl istifade ettiğini anlattı..
YALAN
— Bilmez
misin ya Muhammed , yalan bendendir ve ilk yalan söyleyen de benim. Her kim
yalan söylerse ... o benim
dostumdur. Her kim
yalan yere yemin ederse ... o da benim sevgilimdir. Bilmez misin ya Muhammed ,
ben Adem'e ve Havva'ya
yalan yere Allah
adına and içtim.
<<Muhakkak ben
size nasihat ediyorum.>>
(7/16)
Dedim... Bunu
yaparım : çünkü yalan yere yemin gönlümün eğlencesidir.
GIYBET - KOĞUCULUK
— Gıybet ve koğuculuğa gelince .... Onlarda benim meyvelerimdir ve şenliğimdir.
NİKAH ÜZERİNE YEMİN ETMEK
— Her kim talak üzerine yemin ederse ... günahkar olacağından endişe edilir. İsterse bir defa olsun .. İsterse doğru şey üzerine olsun. Her kim talakı ağzına alırsa .. taaa.. hakikati belli oluncaya kadar karısı ona haram olur. Onlar bu halleri ile kıyamete kadar meydana getirecekleri çocuklar hep zina çocuğu olur. Ağza alınan o talak kelimesi yüzünden hepsi cehenneme girer.
NAMAZ
— Ya Muhammed , namazı an be an tehir edilince ... onu da anlatayım. O her ne zaman ki , namaza kalkamak ster; tutarım .
· Ona vesvese veririm. Derim ki : " henüz vakti var. Sende meşgulsün. Hele şimdilik işine bak . sonra kılarsın." Böylece o : Vaktinin dışında namazını kılar... Ve bu sebepten onun kıldığı namaz yüzüne atılır. Şayet o kimse beni mağlup ederse .. ona insan şeytanlarından birini yollarım... Böylece onu vaktinde namaz kılmaktan alıkoyar.
· O, bunda da beni mağlup ederse .. bu sefer onun hesabını namazında görmeye bakarım. O namazın içinde iken ; sağa bak .. sola bak... Derim... O da bakar ... O ki böyle yaptı... Yüzünü okşar alnından öperim. Bundan sonra ona : Sen ebedi yaramaz bi iş yaptın. Derim ve böylece onun huzurunu bozarım. Sende bilirsin ki ya Muahammed , her kim namazda , sağa ve sola çokça bakarsa , Allah onun namazını kabul etmez.
· Bunda da ona mağlup olursam . Yalnız başına namaz kıldığında yanına giderim. Ve ona ; çabuk çabuk kılmasını emrederim. O da , başlar ; namazını çabuk çabuk kılmaya. Tıpkı horozun , gagası ile yerden bişeyler topladığı gibi.
· Bu işi yaptırmakta da ona başarı kazanamazsam bu sefer , cemaatle namaz kılarken onun yanına varırım. Orada başına bir gem takarım. Başını imamdan evvel secdeden ve rükü'dan kaldırırım. İmamdan evvel de secde ve rüku yaptırırım. İşte o böyle yaptığı için , kıyamet günü , Allah onun başını eşek başına çevirir.
· O kimse bunda da beni yener ise .. Bu defa , ona namazda parmaklarını çıtlatmasını emrederim. Böylece o beni tesbih edenlerden olur. Ama bu işi ona namaz içinde yaptırmaya muvaffak olursam.
· Bunda da mağlup olursam , bu sefer ona tekrar giderim. Namaz içinde iken burnuna üflerim. Ben üfleyince , o esnemeye başlar. Şayet o, bu esneme esnasında elini ağzına kapamazsa .. onun içine küçük bir şeytan girer , dünya hırsını ve dünyevi bağlarını çoğaltır. İşte.. Bundan sonra o kimse , hep bize itaat eder. Sözümüzü dinler. Dediklerimizi yapar.
Şeytan bundan sonra konuşmasına devam etti :
— Sen ümmetin hangi saadetinten
ferah duyarsın ki ? Ben onlara ne tuzaklar kurarım... ne tuzaklar. Miskinlerine
, çaresizlerine ve zavallılarına giderim. Namazı bırakmalarını emrederim. Ve
onlara derim ki :
Namaz size göre
değil.. O, Allah'ın afiyet ihsan ettiği ve bolluk verdiği kimseler içindir.
Sonra
hastalara giderim :
—" Namaz kılmayı
bırak " derim çünkü Allah-ü Teala : << hastalara zorluk yok.....>> (24/61) buyurdu.
İyi olduğun zaman
kılarsın. Ve böylece
o, namazını bırakır. Hatta küfre de gidebilir. Şayet o, hastalığında namazı
terkederek ölüp giderse, Allah'ın huzuruna çıkarken, Allah-ü Teala'yı öfkeli
bulur.
Sonra şöyle
dedi :
— Ya Muhammed , eğer
bu sözlerime yalan kattımsa , beni akrep soksun. Sonra.... Eğer yalan varsa ..
Allah 'tan dile beni kül
eylesin. *** İblis bundan sonra
konuşmalarına devam etti ve şöyle dedi :
— Ya Muhammed , sen
ümmetin için ferah mı duyuyorsun ? Halbuki ben onların altı da birini dininden
çıkardım.
Bundan sonra Resullullah (s.a.) Efendimiz ona , yani İblis'e aşağıdaki şekilde kısa kısa bazı sorular sordu. O da bunlara cevap verdi :
· << Ya lain , senin oturma arkadaşın kim ? >> Faiz yiyen.
· << Dostun kim ?>> Zina eden.
· << Yatak arkadaşın kim ?>> Sarhoş
· << Misafirin kim ? >> Hırsız.
· << Elçin kim ?>> Sihirbazlar.
· << Gözün nuru nedir?>> Karı boşamak.
· << Sevgilin kim ?>> Cuma namazını bırakanlar.
Resullullah (s.a.) Efendimiz bu defa başka bi mevzua geçti ve şöyle sordu :
· << Ya lain , senin kalbini ne yıkar ?>> Allah yolunda cihada koşan atların kişnemesi.
· << Peki, senin cismini ne eritir ?>> Tevbe edenlerin tevbesi.
· << Peki , ciğerini ne parçalar, ne çürütür ? >> Gece ve gündüz, Allah'a yapılan bol bol istiğfar.
· << Peki yüzünü ne buruşturur ? >> Gizli sadaka.
· << Peki gözlerini kör eden nedir ?>> Gece namazı.
· << Peki, başını eğdiren nedir ? >> Çokça kılınan cemaatle namaz.
Resullullah (s.a.) Efendimiz tekrar bir başka mevzua geçti ve şöyle sordu :
· << Sana göre insanların en saadetlisi (!) kimdir? >> Namazını bilerek kasden bırakanlar.
· << Peki , insanların en şakisi kimdir ? >> Cimriler
· << Peki, seni işinden ne alıkoyar ? >> Ulema meclisleri
· << Peki , yemeğini nasıl yersin ? >> Sol elimle parmaklarımın ucu ile.
· << Peki , sam yeli estiği zaman ne ortalığı sıcaklık bastığı zaman çocuklarını nerede gölgelendirirsin ? >> İnsanların tırnaklarının arasında.
Resullullah
(s.a.) Efendimiz bundan sonra , bir başka bir mevzuu sordu. İblis de cevap
verdi .
<<
Rabbinden neler talep ettin ? >>
On şey talep ettim.
<< Nedir onlar
ya lain ?>>
Şunlardır :
1. Allah'tan
diledim ki, beni ademoğullarının malına ve evladına ortak ede. Bu ortaklık
talebimi yerine getirdi. Ki bu : << Onlara ortak ol... Mallarına ve
çocuklarına . Onlara vaad et. Halbuki şeytan onlara gurur vaad eder...>>
(17/64) Ayet-i Celilesi ile sabittir.
· Her besmelesiz kesilen hayvan etinden yerim , faiz ve haram karışan yemeklerden yerim. Şeytandan Allah'a sığınılmayan malın da ortağıyım.
· Cinsi münasebet anında ; Allah'a şeytandan sığınmayan kimse ile birlikte hanımı ile birleşirim. Ve o her birleşmeden hasıl olan çocuk , bize itaat eder. Sözümüzü dinler.
· Her kim hayvana binerken , helal yola gitmeyi değil de , aksini isteyerek binerse , bende onunla beraber binerim. Yol arkadaşı ve binek arkadaşı olurum. Bu da Ayet-İ Kerime ile sabittir. << Onlar üzerine süvarilerinle , piyadelerinle yaygara çıkart..>> (17/64)
2. Allah-ü
Teala'dan diledim ki : Bana bir ev vere .. Bu dilediğim üzerine hamamları bana
ev olarak verdi.
3 .Diledim ki bana
bir mescid vere. Pazar yerlerini bana mescid yaptı.
4. Benim için bir
okuma kitabı vermesini istedim. Şiirleri bana okuma kitabı olarak verdi.
5. İstedim ki ; bir
ezan vere , Mezmurları verdi.
6. Diledim ki ; bana
bir yatak arkadaşı vere.. Sarhoşları verdi.
7. Diledim ki ; bana
yardımcılar vere ... Bunun içinde kaderiye mensuplarını verdi.
8. İstedim ki ; bana
kardeşler vere .. Mallarını boş yere israf edenleri verdi. Bir de masiyet
yoluna para harcayanları. Bunlarda şu Ayet-i Kerime ile sabittir :
<< O kimseler ki
; mallarını boş yere harcarlar... Onlar şeytanın kardeşleri olmuşlardır. >> (17/27)
Bir ara
Resullullah (s.a.) Efendimiz şöyle buyurdu :
<< Eğer
söylediklerini, Allah'ın kitabındaki ayetlerle ispat etmeseydin. Seni tastik
etmezdim.>>
Bundan sonra İblis
devam etti :
1.Ya Muhammed
, Allah'tan diledim ki ; ademoğullarını ben göreyim ; ama onlar beni
göremeyeler. Bu dileğimi de yerine getirdi.
2.Diledim ki ;
ademoğullarının kan mecralarını bana yol yapa ; Bu da oldu. Böylece ben, onlar
arasında akıp giderim. Gezerim. Hem nasıl istersem. Bütün bu isteklerimi verdi
. " Hepsi sana verildi .. Buyurdu. " Ve ben bu hallerimle
iftihar ederim. Sonra şunu da ekleyeyim ki ; benimle beraber olanlar , seninle
beraber olanlardan daha çoktur. İşte .. Böylece kıyamete kadar ,
ademoğullarının ekserisi benimle beraber olurlar. Bundan sonrasını İblis şöyle
anlattı :
· Benim bir oğlum vardır. Adı : ATEME 'dir. Bir kul , yatsı namazını kılmadan uyursa .. gider ; onun kulağına bevleder. Eğer böyle olmasaydı ; imkan yok , insanlar namazlarını eda etmeden uyuyamazlardı.
· Benim bir oğlum daha vardır ki ; onun adı da MÜTEKAZİ 'dir. Bunun vazifesi de ; yapılan gizli amelleri yaymaya çalışmaktır. Mesela bir kul , gizli bir taat işlerse .. ve bu yaptığını da gizlemeye çalışırsa MÜTEKAZİ onu dürter. En sonunda o gizli amelin yayılmasına ve açığa çıkarmaya muvaffak olur. Böylece ; Allah-ü Teala onun yüz sevabından doksan dokuzunu imha eder. Çünkü bir kulun yaptığı gizli bir amel için tam yüz sevap verilir.
· Sonra .. Benim bir oğlum daha vardır . Onun adı da KÜHAYL dir. Bunun işi de , insanların gözlerini sürmelemektir. Bilhassa , ulema meclisinde ve hatip hutbe okurken. Bu sürme onların gözüne çekildi mi , uyuklamaya başlarlar. Ulemanın sözlerini işitmezler. Böylece hiç sevap alamazlar.
Bundan sonra İblis şöyle anlattı :
— Hangi
kadın olursa olsun .. Onun kalktığı yere şeytan oturur. Sonra kadının kucağında
mutlaka bir şeytan durur. Ve onu ,
bakanlara güzel
gösterir. Sonra o kadına bazı emirler verir. Mesela : Elini kolunu dışarı
çıkar ; göster. Der .. o da , bu emri tutar. Elini , kolunu açar, gösterir.
Bundan sonra , o kadının haya perdesini tırnakları ile yırtar.
İblis bundan
sonra ; Resullullah (s.a.) Efendimiz ' e kendi durumunu anlatmaya başladı :
—Ya Muhammed bir
insanı delalete sürüklemek için elimde bir imkan yoktur. Ben ancak vesvese
veririm. Ve bir şeyi güzel
gösteririm. O kadar.
Eğer delalete sürüklemek elimde olsaydı , yeryüzünde ; << Allah'tan
başka ilah yoktur ve Muhammed Allah'ın resülüdür. >> diyen herkesi , oruç
tutanı ve namaz kılanı hiç bırakmazdım. Hepsini delalete düşürürdüm. Nasıl ki
senin elinde de , hidayet nevinden bir şey yoktur. Sen ancak Allah'ın
Resulusun. Ve tebliğe memursun. Şayet hidayet elinde olsaydı, yeryüzünde tek kafir
bırakmazdın. Sen Allah'ın halkı üzerinde bir hüccetsin. Bende , kendisi için
ezelde şekavey yazılan kimselere sebebim. Said olan kimse , taa , ana karnında
iken saiddir. Şaki olan da , yine ana karnında iken şakidir. Saadet ehli kılan
da Allah , Şekavet ehli kılan da Allah .
Bundan sonra
Resullullah (s.a.) Efendimiz şu iki Ayet-i Kerimeyi okudu.
<< Bunlar, taa
sonuna kadar böyle değişik şekilde devam edecek... Ancak Rabbın esirgedikleri
hariç..>>
(11/118-119)
<< Allah'ın emri behemehal
yerini bulan bir kaderdir.>> (33/38)
Bundan sonra
Resullullah (s.a.) Efendimiz , İblise şöyle buyurdu :
<< Ya Ebamürre
, acaba senin bir tevbe etmen ve Allah' a dönmen mümkün değil mi ? Cennete
girmene kefil olurum.
Bunun üzerine İblis
şöyle dedi :
—Ya Resullullah , iş
verilen hükme göre oldu. Karar yazan kalemde kurudu. Kıyamete kadar olacak
işler olacaktır. Seni
peygamberlerin
efendisi kılan , cennetin ehlinin hatibi eyleyen ve seni halkı içinden seçen ve
halkı arasında bir gözde yapan , beni de şakilerin efendisi kılan ve cehennem
ehlinin hatibi eyleyen Allah'tır. Ve O : bütün eksik sıfatlardan münezzehtir.
Ve İblis cümlelerini
şöyle tamamladı :
İşte bu
söylediklerim sana son sözümdür. Ve bütün söylediklerimi de doğru dedim.
Evvel , ahir , zahir, batın , alemlerin
Rabbı olan Allah' a hamd olsun.
Efendimiz
Muhammet Nebiye Allah salat eylesin. Keza onun ailene de ashabına da ...Amin
***** BİTTİ *****